Gündem İmralı.. AKP 10 yıllık pratiğiyle karşı karşıya

“Terörsüz Türkiye” kapsamında kurulan komisyon, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ı dinlemek için İmralı’ya gidiyor.

Heyette AKP’den Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, MHP’den de Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız yer alacak. DEM Parti’den ise Gülistan Koçyiğit İmralı’ya gidecek.

Gazeteci Aytunç Erkin, Nefes gazetesindeki yazısında AKP tabanının bu duruma nasıl baktığına değindi.

15 Temmuz 2016’da yaşanan NATO’cu darbe girişiminden hemen önce ve sonrasında ülkede bir paradigma değişikliği yaşandığını kaydeden Erkin, AKP ve MHP’nin “Güvenlik” fikrini öne çıkardığını ve toplumun önemli bir kesimiyle buluşmaya çalıştığını ifade etti.

“Bunu yaparken de özellikle AKP tabanı “milliyetçi” bir çizgiye oturdu. Hatta 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de “milliyetçilik ve ülkenin bekası” öncelikli konuydu” diyen Erkin şunları kaydetti:

“Tarih 9 Ekim 2025.

Toplum Çalışmaları Ensititüsü’nün 2 bin 17 kişi üzerinden hazırladığı “Türkiye’nin Milliyetçilik Haritası” başlıklı 97 sayfalık raporu.

AKP’YE OY VEREN KİTLE

“Ulusal temsil kabiliyetine sahip çalışmanın sonuçlarına göre Türkiye’nin yüzde 73.4’ü kendisini “çok milliyetçi” ve “milliyetçi” olarak tanımlıyor. AK Parti’ye oy verenlerin yüzde 76.2’si, CHP’ye oy verenlerin yüzde 73’ü, MHP’ye oy verenlerin yüzde 95.3’ü, İYİ Partililerin yüzde 85.9’u, Zafer Partililerin yüzde 98.2’si kendilerini milliyetçi olarak tanımlıyor.”

YÜZDE 34.2 ATATÜRKÇÜ

“Eğitim seviyesi ve yaş ilerledikçe milliyetçi olduğunu belirtenlerin oranında belirgin bir artış yaşanıyor. Siyasi olarak kendilerini tanımlamaları istenen katılımcıların yüzde 34.2’si Atatürkçü, yüzde 25.4’ü Türk milliyetçisi olduklarını belirtmektedir. En çok tercih edilen beş politik görüşün 3’ünü milliyetçiliğin farklı formları oluşturuyor. Yüzde 5.4 oranındaki ülkücüler de ilave edilirse Türkiye’de her 3 kişiden 2’sinin siyasi görüşünün milliyetçilik temelli olduğu anlaşılıyor. Diğer siyasi görüşlerdeki milliyetçiler eklendiğinde bu oran yukarıdaki yüzde 73.4’e, yani her 4 kişiden neredeyse 3’ünü kapsayan bir hacme ulaşıyor.”

ERDOĞAN DA YAVAŞ DA MİLLİYETÇİLERİN OYUNU ALIYOR

11 Ekim’de yazdım:

Rapordan da anlaşılıyor ki; 2028 ya da olası 2027 Kasım/Aralık aylarındaki Cumhurbaşkanlığı/milletvekilliği seçimlerinde “milliyetçi oylar” belirleyici olacak.

Yine raporun şu bölümü çarpıcı:

“(Anayasadan Türklük kavramı çıkarılmalıdır) görüşüne katılımcıların yüzde 84.7’si karşı çıkmaktadır. AK Parti seçmenlerinde bu oran yüzde 82.7, CHP’de yüzde 89.3’tür. Türk milliyetçilerinin yüzde 93’ü, Atatürkçülerin yüzde 89.5’i, İslamcıların da yüzde 63.6’sı Türklük kavramının Anayasa’dan çıkarılmasına karşı olduklarını belirtmişlerdir.”

Buradan da şu sonuca ulaşmak mümkün: “Türklük” kavramını çıkaran ya da çıkarmaya çalışan ve bunu destekleyen partilerin sorun yaşayacağı açık!

Gelelim olası cumhurbaşkanları adaylarına.

Rapor, Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in, AKP lideri Tayyip Erdoğan’la olası yarışını da sormuş.

Okuyalım:

“Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimi ilk turunda muhalefetin olası adayları arasından sadece Mansur Yavaş’ın ilk turda yüzde 43.4 ile yüzde 38.7 oy oranına sahip Tayyip Erdoğan’ın önünde yer alabildiği görülmektedir.

“İmamoğlu’nun adaylığında, hata payı içerisinde, Erdoğan’la hemen hemen aynı oyu almaktadır (Erdoğan yüzde 42.6, İmamoğlu yüzde 40.3). Özgür Özel’in adaylığında ise Erdoğan ilk turda yüzde 47.9, Özgür Özel ise yüzde 35.7 oy almaktadır. (Erdoğan’la Yavaş’ın yarıştığı bir ikinci tur seçiminde de sonuç şöyle: Yavaş yüzde 47.9, Erdoğan yüzde 43.2.)

“Erdoğan Türk milliyetçilerinin yüzde 54.3’ünün, muhafazakârların yüzde 77.1’inin, İslamcıların yüzde 69.1’inin, ülkücülerin yüzde 64.1’inin oyunu almaktadır. Yavaş ise Atatürkçülerin yüzde 73.4’ünün, sosyal demokratların yüzde 64.4’ünün, sosyalistlerin yüzde 58’inin desteğine sahip görünüyor.”

SONUÇ: Evet… PKK’nın kendini feshi bir “isyanın” bitişi için çok değerli. Ama toplumun hafızası “pazarlık” yapılmayacağı söylenen PKK lideri Abdullah Öcalan’la barışa mesafeli. Süreci yönetenlerin bu hassasiyetleri de göz önünde bulundurması gerekmiyor mu?”