Sanatla nefes alan bir ruh

“`html

İstanbul Modern’de Semiha Berksoy’un Renkli Dünyası: ‘Tüm Renklerin Aryası’ Sergisi

İlk Türk kadın opera sanatçısı, tiyatrocu ve ressam olan Semiha Berksoy, kızı Zeliha Berksoy’un tanımlamasıyla ‘sadece sanatta yaşayan bir ruh’. Sanatçının İstanbul Modern’de açılan ‘Tüm Renklerin Aryası’ sergisi, daha önceki sergilerden oldukça farklı bir deneyim sunuyor.

Berlin’deki Hamburger Bahnhof – Ulusal Çağdaş Sanat Müzesi’nde 2024 yılında açılan ‘Semiha Berksoy: Singing in Full Color’ sergisinden sonra, bu sergi Türkiye’de sanatçının en kapsamlı eserlerini bir araya getiriyor. 90 yaşındayken New York Lincoln Center’da sahne alan böyle bir sanatçının zengin dünyasına adım atıyorsunuz. Her adımda yeni keşifler yapacağınız, düşündüren ve sizi tekrar tekrar sergiye çekmek isteyeceğiniz bir yolculuk sizi bekliyor.

Açılış günü serginin küratörleri Öykü Özsoy Sağnak ve Deniz Pehlivaner ile birlikte bu büyülü dünyayı keşfetme şansını yakaladım. Zeliha Berksoy’un annesi hakkında yaptığı konuşmada, onun sanata olan tutkusuna vurgu yaptı: “Sanatı içselleştiren ve hayatını sanatla kurgulayan bir figürdü. Lise yıllarından itibaren yeteneklerini keşfetmeye başlamış, pek çok alanda eğitim almıştır. Kendisi, Cumhuriyet Dönemi’nin en ilham verici sanatçılarından biridir.”

Sanat Tarihindeki Yeri

1941 yılında Türkiye’nin ilk profesyonel opera temsili Tosca’da başrol oyunculuğu yapan Berksoy’un sanat tarihindeki önemi büyüktür. Hamburger Bahnhof’un direktörü Dr. Sam Bardaouil, onu “paradoksal ama kritik bir konuma sahip” bir sanatçı olarak tanımlıyor.

İstanbul Modern’in baş küratörü Öykü Özsoy Sağnak, sanatçının yaşamına dikkat çekerek, 1910 yılında Osmanlı İmparatorluğu’na doğduğuna, önemli tarihi olaylara tanık olduğuna ve dönemin kadın sanatçısı olarak öne çıktığına vurgu yapıyor: “Müzik ve sahne eğitimini alarak zorlukların üstesinden gelmiştir.”

Kırmızı Oda: Serginin Kalbi

Serginin en dikkat çekici bölümlerinden biri olarak tanımlanan ‘Kırmızı Oda’, tiyatral bir atmosfer sunuyor. Kırmızı kadife perdelerle bölünmüş bu alanda, Berksoy’un sahne aldığı operalardan esinlenerek yaptığı eserler sergileniyor. Aşk, tutku ve ölüm temalarının işlendiği eserler, ziyaretçilere derin bir deneyim sunuyor.

Bu sergi, Berksoy’un yaşamının her yönünü içeren bir zenginlik taşıyor. Serginin köşesinde yer alan işlerin yanı sıra, sanatçının annesi Fatma Saime’ye olan bağlılığı da dikkat çekiyor. Bu özel bağ, Sanatçının eserlerinde sıkça kendini gösteriyor.

Otoportreler ve Arkadaşlıklar

Sergiyi dolaşırken Berksoy’un farklı dönemleriyle ilgili sorular soruyorum: “Sanatçı, opera kariyerinin ardından resme yöneliyor ve kendini tamamen bu alana veriyor.” Berksoy’un otoportreleri ve portreleri, onun içsel dünyasına derin bir bakış sunuyor. Farklı kişilerle olan ilişkileri, sanatçının yaşamında iz bırakan anılarla şekillenmiş.

Görmek ve deneyimlemek için sergi 6 Eylül 2026 tarihine kadar ziyarete açık. Bu sergi, hem sanatseverler hem de Berksoy’un hayatını daha yakından tanımak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir fırsat.

“`