NATO Zirvesi’nde gizli denklem: ‘Dengeleyici güç!’ Moskova Türkiye’yi neden ayrı tutuyor?

NATO liderlerini Ankara’da buluşturan zirvede savunma harcamaları, Ukrayna’ya askeri destek, Rusya’ya yönelik güvenlik dili ve Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin geleceği masada. Zirve sürerken Moskova da Ankara’dan çıkacak mesajları dikkatle izliyor. Rusya açısından bu toplantı, yalnızca NATO’nun Ukrayna savaşındaki pozisyonunu değil, ittifakın Rusya’ya karşı uzun vadeli stratejisinin hangi yöne evrildiğini de gösterecek.

TÜRKİYE AYRI OKUNUYOR

Hürriyet’e değerlendirmelerde bulunan, St. Petersburg Devlet Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler üzerine doktora yapan Rusya uzmanı Buğra Bekir Işılak, Moskova’nın Ankara’daki NATO Zirvesi’ni yalnızca Ukrayna savaşı bağlamında okumadığını belirtiyor.

Işılak, “Rusya’nın Ankara’da gerçekleşen NATO Zirvesi’ni yalnızca Ukrayna krizi bağlamında ele aldığını söylemek pek doğru olmaz. Moskova açısından Ukrayna krizi, Batı ittifakı ile devam eden gerilimin sadece görünen bir kısmı” değerlendirmesinde bulundu.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Bu nedenle Ankara’daki zirve, Moskova için daha geniş bir güvenlik dosyasının parçası olarak öne çıkıyor. Işılak’a göre zirve, NATO ile Rusya arasında uzun vadeli jeopolitik çekişmenin artarak devam edeceğini gösteriyor.

Işılak, bu okumada özellikle savunma harcamalarının artırılması, askeri üretimde iş birliklerinin büyütülmesi ve Ukrayna’ya yönelik olası destek taahhütlerinin belirleyici olduğunu vurguluyor. Rusya’nın zirveyi diğer NATO toplantılarına kıyasla daha dikkatli izlemesinin nedeni de bu başlıklarda yatıyor.

DENGELEYİCİ GÜÇ VURGUSU

Zirvenin Ankara’da yapılması ise Moskova açısından ayrı bir anlam taşıyor. Işılak’a göre Rusya, Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu ve ittifak içindeki sorumluluklarını yerine getirdiğini biliyor. Bu nedenle NATO’nun Ankara’da toplanması Moskova’da tek başına şaşkınlık yaratan bir gelişme olarak görülmüyor.

Ancak asıl dikkat çekici nokta, Rusya’nın Türkiye’yi diğer NATO üyeleriyle aynı kategoride değerlendirmemesi. Işılak bu noktada Moskova’daki Türkiye algısına dikkat çekiyor:

“Rus devlet medyasında, Türkiye’nin sıradan bir aktör olmadığı öne çıkarılıyor. Türkiye için ‘bağımsız aktör’, ‘dengeleyici güç’ ve stratejik muhatap gibi tanımlar kullanılması, Moskova’nın Ankara’yı NATO içinde etkisini artırmasına rağmen hâlâ özerk ve dengeleyici bir aktör olarak gördüğünü gösteriyor.”

Bu yaklaşım, Ankara’nın son yıllarda izlediği denge politikasının Moskova’da karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Türkiye, Ukrayna savaşında Kiev’in toprak bütünlüğünü desteklerken Rusya ile diplomatik kanalları da açık tuttu. Enerji, ticaret, turizm, lojistik ve Karadeniz güvenliği gibi başlıklar, Ankara-Moskova hattında kopuş yaşanmasını engelleyen alanlar olarak öne çıktı.

ANKARA’NIN ÖZEL KONUMU

Zirve sürerken Türkiye’nin ev sahibi ülke olarak rolü de ayrıca önem kazanıyor. Ankara, bir yandan NATO masasındaki ağırlığını artırırken diğer yandan Rusya ile konuşabilen az sayıdaki ittifak ülkesi arasında yer alıyor. Bu durum, Türkiye’yi hem NATO içinde hem de Moskova’nın gözünde farklı bir konuma yerleştiriyor.

Işılak’a göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 16-17 Haziran 2026 tarihlerinde Rusya’ya yaptığı ziyaret de bu tablonun önemli parçalarından biri. Işılak, ziyaretin zamanlaması ve temasların seviyesi bakımından dikkatle okunması gerektiğini belirtiyor.

Işılak, “Rus devlet geleneklerinde, bir dışişleri bakanı seviyesindeki ziyarete başkanlık ve başdanışmanlar seviyesinde en üst perdeden ilgi gösterilmesi diplomatik nezaketin ötesinde anlam taşır” dedi.

Işılak’a göre bu temas, Ankara ile Moskova’nın çeşitli baskı ve zorluklara rağmen ilişkilerini stratejik ortaklık temelinde korumaya çalıştığını gösteriyor. Enerji, turizm ve lojistik gibi alanlardaki karşılıklı bağımlılık da iki ülke arasındaki kurumsal işbirliğini güçlendiriyor.

Bu nedenle Moskova, Türkiye’nin NATO içindeki ağırlığının arttığını kabul etmekle birlikte Ankara’yı dış baskılara direnebilen, bölgesel ağırlığa sahip ve özerkliğini koruyan bir aktör olarak değerlendirmeyi sürdürüyor.

MOSKOVA YAKINDAN İZLİYOR

Ankara’daki NATO Zirvesi’nde Rusya’nın Avrupa-Atlantik güvenliğine yönelik tehdit olarak tanımlanması, Moskova açısından kritik başlıklardan biri. Işılak’a göre böyle bir ifade Rusya tarafından sıradan bir diplomatik tanımlama olarak görülmeyecek.

Işılak, “Rusya açısından yapılacak bu tanımlama, NATO’nun Rusya’ya yönelik düşmanca bir yaklaşım içinde olduğunu gösteren bir yaklaşım olarak kabul edilecektir” değerlendirmesini yaptı.

Bu dil, Rus iç kamuoyunda NATO’nun “Rusya’yı çevrelediği” tezini güçlendiren bir propaganda malzemesine dönüşebilir. Ancak Işılak’a göre konu yalnızca söylem düzeyinde kalmıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in zirve öncesinde askeri komuta merkezinden askeri üniformayla kameraların karşısına çıkmasını hatırlatan Işılak, bu görüntünün Moskova’nın süreci askeri ve stratejik düzeyde de yakından takip ettiğini gösterdiğini belirtiyor.

Buna rağmen mevcut aşamada Rusya’nın sahadaki askeri planlamasında ani bir değişiklik beklenmiyor. Moskova’nın daha çok pozisyonunu koruyacağı, söylemini sertleştireceği ve gelişmelere göre cephede baskıyı artırabileceği değerlendiriliyor.

SAVUNMA HATTI SERTLEŞİYOR

NATO’nun savunma harcamalarını artırma ve savunma sanayii üretimini büyütme hedefleri, Ankara zirvesinin en önemli gündemlerinden biri. İttifak içinde askeri kapasitenin genişletilmesi yönündeki adımlar, Moskova tarafından dikkatle izleniyor.

Işılak’a göre Rusya bu başlığı yalnızca caydırıcılık mesajı olarak görmüyor. NATO’nun savunma harcamalarını artırması, askeri üretimi büyütmesi ve Doğu Avrupa’daki varlığını güçlendirmesi, Moskova açısından tırmandırıcı bir tablo oluşturuyor.

Işılak, “Kolektif ittifakın savunmaya ayırmış olduğu harcamalar, Moskova açısından güvenlik tehdidi kavramı çerçevesinde ele alınmaktadır” ifadelerini kullandı.

Polonya’nın Doğu Kalkanı Projesi, Baltık bölgesindeki askeri tatbikatlar, insansız hava araçlarına yönelik yeni savunma planları, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımıyla Arktik bölgede değişen askeri denge, Rusya’nın tehdit algısını büyüten başlıklar arasında yer alıyor.

Işılak’a göre son dönemde hayata geçirilen projeler ve tatbikatlar, Rusya tarafından savaş hazırlığı olarak algılanıyor. Bu nedenle Ankara zirvesinden çıkacak savunma mesajları, Moskova’da yalnızca bütçe ya da kapasite artışı olarak değil, Rusya’nın yakın çevresinde yeni bir baskı hattı oluşturulması şeklinde okunuyor.

UKRAYNA DOSYASI MASADA

Zirvenin en hassas başlıklarından biri Ukrayna’ya verilecek askeri destek. Işılak’a göre Ankara’daki toplantıda Ukrayna’ya yönelik destek taahhütlerinin güçlendirilmesi Rusya açısından sürpriz olmayacak. Ancak Moskova’nın vereceği yanıt, desteğin kapsamına ve niteliğine göre şekillenecek.

Işılak, “Ukrayna’ya yönelik askeri destek taahhütlerinin ne tür düzeyde olacağı henüz bilinmemektedir. Zirvede askeri destek taahhüdü çıkarsa da bu Rusya açısından sürpriz olmayacaktır” dedi.

İlk aşamada Rusya’nın diplomatik söylemini sertleştirmesi beklenebilir. Moskova, NATO’nun Ukrayna’daki savaşa daha doğrudan müdahil olduğu iddiasını daha güçlü biçimde gündeme taşıyabilir. Bu söylem, Rus iç kamuoyunda NATO’nun “düşmanca” politika izlediği görüşünü besleyecektir.

Daha ileri bir senaryoda ise Rusya’nın cephede baskıyı artırması ihtimal dahilinde görülüyor. Işılak’a göre özellikle Ukrayna’nın savunma altyapısı, enerji tesisleri ve lojistik hatlarına yönelik saldırıların yoğunlaşması, Moskova’nın NATO’ya sahadan mesaj verme yolu olarak değerlendirilebilir.

Işılak, NATO’nun uzun menzilli sistemler ve daha görünür askeri destek adımları atması halinde hibrit hamlelerin de gündeme gelebileceğini belirtiyor. Ancak Rusya ile NATO’nun doğrudan konvansiyonel bir çatışmaya girmesi mevcut koşullarda beklenen bir senaryo olarak görülmüyor.

ANKARA DENGESİ

Ankara’daki zirve, NATO açısından Rusya’ya karşı birlik mesajı verme, Ukrayna’ya desteği sürdürme ve Avrupa güvenliğinde yeni savunma kapasitesi oluşturma toplantısı olarak öne çıkıyor. Moskova açısından ise zirve, Batı ittifakının Rusya’ya yönelik uzun vadeli stratejisinin hangi yöne evrildiğini gösteren kritik bir gösterge niteliği taşıyor.

Türkiye’nin ev sahipliği ise bu tabloya farklı bir boyut kazandırıyor. Işılak’a göre Rusya, Türkiye’nin NATO içindeki ağırlığının arttığını kabul ediyor. Ancak Ankara’yı dış baskılara direnebilen, bölgesel gücü olan ve kendi çıkarlarını merkeze alabilen bir ülke olarak görmeye devam ediyor.

Bu nedenle Ankara zirvesi, yalnızca NATO-Rusya hattındaki gerilimin değil, Türkiye’nin ittifak içindeki özel konumunun da yeniden test edildiği bir toplantıya dönüşmüş durumda. Moskova’nın gözünde Türkiye, NATO masasındaki varlığına rağmen hâlâ “bağımsız aktör” ve “dengeleyici güç” olarak okunuyor.

The post NATO Zirvesi’nde gizli denklem: ‘Dengeleyici güç!’ Moskova Türkiye’yi neden ayrı tutuyor? first appeared on Kilis Egitim.

Author: Serkan Kurt